Skip to main content

İnsanları Öyküler İkna Eder

27 Şubat, 2024

Mutlaka başınıza gelmiştir. Doğruluğundan emin olduğunuz bir konuda bir arkadaşınıza fikrinizi anlatıyorsunuz, söylediklerinizin onun aklına yatacağından eminsiniz fakat şaşırarak görüyorsunuz ki beklediğiniz olmuyor. Arkadaşınız fikrinizi kabul etmiyor. Bu sefer siz görüşünüzü farklı açılardan, farklı örnekler vererek tekrar anlatıyorsunuz ama nafile. Siz ikna etmeye çalıştıkça arkadaşınız sizden uzaklaşıyor ve kendi fikrine daha fazla tutunuyor. Sizin için aşikâr olanı arkadaşınız bir türlü anlamıyor. Hayal kırıklığı yaşıyor, sinirleniyorsunuz. Nasıl oluyor da kendinizi anlatmakta bu kadar zorluk çekiyorsunuz?

Bu durum size tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evetse bilin ki yalnız değilsiniz. Hemen her gün, herkes bu sorunu yaşıyor.

Peki, bir konuda fikrinizi anlattığınızda, karşınızdakinin sizi kolayca anlamasını hatta bu fikri kendisi bulmuş gibi sahiplenmesini ister miydiniz? Böyle bir güce sahip olsaydınız hayat daha kolay olur muydu?

Böyle bir güce sahip olmanın bir yolu var. Belki de sadece tek bir yolu var: Öykü anlatmak. İkna etmek için öykülerden daha etkili bir yöntem yok. Bu yöntem özel ilişkilerimizde de, iş hayatımızda da, siyasette de geçerli olan bir yöntem.

Peki, herkes öykü anlatmayı öğrenebilir mi? Bu bir yetenek işi değil midir?

ikna-etmek-ister-1

Herkes ama herkes öykü anlatabilir. Öykü anlatmanın bazı kuralları var, bunları öğrendikten ve yeterince emek verdikten sonra herkes kendi fikrini anlatabilme ve karşısındakini ikna etme gücüne kavuşabilir. 

1.Öykü anlatmanın yeri sadece dost sohbetleri değildir. Öykü anlatmak aslında en çok liderlerin hayallerini aktarmak ve hedeflerini sonuçlara ulaştırmak için kullandıkları bir yöntemdir.

2. Her şirketin ve her insanın sahip olduğu öyküler mutlaka vardır. Her şirkette yaşanmış sayısız öykü vardır.  Bu öyküler iyi anlatıldığında, o şirketin değerlerini en iyi ifade eden taşıyıcı olurlar.

3. Öykü anlatanın kendini olduğu gibi ortaya koyması; korkularını, endişelerini, zayıflıklarını dinleyenlerle paylaşması yani kendini açması  gerekir. Kalbini açan insana herkes kalbini açarak cevap verir. Öykü anlatmanın en önemli gücü de burada saklıdır. Öyküler insanları birbirine bağlar. İnsan ancak duygusal bir ortam bulduğu zaman ilham alır ve harekete geçer.

Öyküsünü tutkulu bir şekilde anlatan insan, vermek istediği  mesajı dinleyicilere geçirir.

4. Öykü anlatanla dinleyen arasında iletişim gerçekleşmesi için iki tarafın da aynı dalga boyuna gelmesi gerekir.  Aynı dalga boyunda olmak için anlatanın alçakgönüllü olması ve kendini duygularını paylaşması şarttır. Üstten bakarak akıl veren bir insanı kimse dinlemez. Anlatanla dinleyen arasında köprü sadece duyguları paylaşarak kurulabilir.

5. Farklı amaçlar için farklı öykü türleri kullanılmalıdır. Hatta aynı öykü bile değişen ortamlarda tıpatıp aynı şekilde anlatılmaz çünkü her durum farklı bir yaklaşım gerektirir. Öyküleri ortama uyarlamak gerekir.

6. Liderlerin de sıradan insanların da kendilerini dinletmeleri için önce kendi yaşam öykülerini  anlatmaları gerekir. Bu dinleyenle bağ kurmak için bir ön koşuldur.

ikna-etmek-ister-2

Bunun dışındaki bütün durumlarda, anlatanın kendini değil öyküyü ön plana çıkarması gerekir.  Martin Luther King, insanları “kurduğu düş” ile harekete geçirmiştir; kendini önemseyerek değil.

7. Bir öyküyü samimi bir şekilde anlatmak iyi hazırlanmakla mümkündür. Bir anlatıcının ses tonunu ve vücut dilini etkili kullanma seviyesine çıkarması ancak çok çalışması, çok prova yapmasıyla mümkündür.  İnsan ne kadar çok öykü anlatırsa  dili  o kadar güçlenir.  Zaman içinde tarzı oturur ve doğallığı artar.

8. Öyküler yoluyla insanları suçlu hissettirmek ve olumsuz bir havayla öyküyü sonlandırmak doğru olmaz. Öyküler umutla bitmelidir.  Yaşanan tüm olumsuzluklar, öykünün sonunda bir iyiliği getirmelidir. Aksi takdirde öykünün olumlu etkisi ve harekete geçirici gücü zayıflar. Pandora’nın kutusunda bile dünyaya bütün kötülükler yayıldıktan sonra kutunun içinde umudun kaldığını unutmamak gerekir.

9. Her öykü, bir kahramanın başından geçen olaylar etrafında kurulur. Joseph Campbell buna “Kahramanın yolculuğu” der.

Bu yolculuk sırasında kahraman zorluklarla karşılaşır, çelişkilere düşer, savaşmak zorunda kalır… Karşısına her türden düşman da çıkar, çok değerli akıl hocaları da. Öykünün kahramanı girdiği bütün çatışmaları, yaşadığı bütün zorlukları aşarak olgunlaşır ve yeni bir insana dönüşür.

Pretty Woman filminde kahramanın (Richard Gere) karşısına hiç beklemediği bir anda bir sokak kadını (Julia Roberts) çıkar. Bu kadının – kendisinden beklenmeyen- şahsiyeti ve güzelliği, kahramanın ezberini bozar ve yolculuk başlar. Kahraman, serüvenin sonunda olgunlaşır ve bambaşka bir insan olur.

ikna-etmek-ister-3

10. Kendini anlatmak ve dinleyenler üzerinde kalıcı etki yaratmak isteyen herkesin duygu ve düşüncelerini öykülerle anlatması gerekir. İçtenlikle ve iyi anlatılan bir öyküden etkilenmeyecek insan yoktur.

İyi öykü anlatmak için önce uygun öyküyü bulmak ve bunu anlatmak için defalarca prova yapıp, anlatım doğallığına erişmek gerekir.

Amacına uygun bir öykü, iyi anlatıldığında şaşırıcı derecede etkilidir. Kendini anlatmak, insanları ikna etmek isteyen herkesin bu güçten yararlanması gerekir. En çok da liderlerin.

Not: Bu yazıyı ilk kez 27 Ocak 2009 tarihinde yazdım. Bu sefer ise bazı güncellemeler yaptım ve kısalttım.


Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Peter Guber, The Four Truths of The Storyteller, Harvard Business Review, Aralık 2007
  2. Steve Denning, Learn the Language of Leadership
  3. Steve Jobs “Stay Hungry, Stay Foolish” – video
  4. Martin Luther King ‘I have a dream’ - video

Yorumlar

Comments (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir