<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Marka Yönetirken Evrensel Düşün, Yerel Davran yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 09:55:06 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Önder Kaya		</title>
		<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/#comment-715</link>

		<dc:creator><![CDATA[Önder Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://d366cd8c-afb0-4473-9496-26e94ce04154#comment-715</guid>

					<description><![CDATA[Sayin Temel bey,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bundan yaklasik bir 30 sene önceydi, babamla beraber ilk kez köyümün o zamalar bana kocaman gelen sinirlarini asip sehre inmisdik, hayvanlarimizi Elazig et ve balik kurumunda satmaya gitmisdik... bir sehirle ilk karsilasmam... biz siramizin gelmesini beklerken, bagira bagira bir simitci cocuk yaklasdi bize.. babam bana bir simit aldi... neydi o susam kokusu, firindan yeni cikmis sicak sicak... ben ne o tadi nede o fotografi hic unutmadin... yillar gecti, ben her simit yedigimde o günü hatirlarim... ama hayatimda yedigim o ilk simitin tadini hala yakalamis degilim...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;evet biz bize benzeriz... severek okudugum, siirleri bana hep liman olan Edip Cansever inde dedig gibi:&lt;br/&gt;...İnsan yaşadığı yere benzer &lt;br/&gt;O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer&lt;br/&gt;Suyunda yüzen balığa&lt;br/&gt;Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğilimine&lt;br/&gt;Konya’nın beyaz&lt;br/&gt;Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer&lt;br/&gt;Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir&lt;br/&gt;Denize benzer ki dalgalıdır bakışları...&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Batili yasam tarzi yüzyillarca kendini asiri bir akilla yönetti, yasatti.. asiri bir mantik... yasadigim ülke almanya bu olayin en ucu... basarinin sirri akilda, basarisizligin kaynagida emotsiyonlarda arandi.. duygusallik bir eksiklik, yok edilmesi gereken karekteri bir özellik olarak algilandi... ve hatta yöneticik sanatinda hep akil en öne konuldu, duygusallik bir engel olarak algilandi... taki EQ (Emotional Quotient)nun IQ (Intelligence Quotient) yu yendigini bulana dek. Ve o andan itibarende dogunun duygusalligi arastirilmaya baslandi... tabi siz bunlari en iyi bilenlerden birisiniz..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;bugün is yerimde (ben mercedes arastirma gelistirme bölümünde calisiyorum) sefimle yillik görüsmemizi yaptik, neleri iyi yaptim, neler eksik kaldi, neler yanlis gitti... bunlari nedenleri ve sonuclari ile tartistik.. ve sefim bir ara, benim emotional oldugumu ve bunu yenmem gerektigini söyledi.. tabi ben sasirip kaldim...ve hemen aklima sizin is yeri ve duygular üzerine yazdiginiz yazi aklima geldi... ve o yazinizin bende biraktigi etkiyle bir baskasina yeni bir pencere acabildim hayatinda..&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;tesekkürler sayin temel bey...paylasimlariniz icin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Temel bey,</p>
<p>bundan yaklasik bir 30 sene önceydi, babamla beraber ilk kez köyümün o zamalar bana kocaman gelen sinirlarini asip sehre inmisdik, hayvanlarimizi Elazig et ve balik kurumunda satmaya gitmisdik&#8230; bir sehirle ilk karsilasmam&#8230; biz siramizin gelmesini beklerken, bagira bagira bir simitci cocuk yaklasdi bize.. babam bana bir simit aldi&#8230; neydi o susam kokusu, firindan yeni cikmis sicak sicak&#8230; ben ne o tadi nede o fotografi hic unutmadin&#8230; yillar gecti, ben her simit yedigimde o günü hatirlarim&#8230; ama hayatimda yedigim o ilk simitin tadini hala yakalamis degilim&#8230;</p>
<p>evet biz bize benzeriz&#8230; severek okudugum, siirleri bana hep liman olan Edip Cansever inde dedig gibi:<br />&#8230;İnsan yaşadığı yere benzer <br />O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer<br />Suyunda yüzen balığa<br />Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğilimine<br />Konya’nın beyaz<br />Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer<br />Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir<br />Denize benzer ki dalgalıdır bakışları&#8230;</p>
<p>Batili yasam tarzi yüzyillarca kendini asiri bir akilla yönetti, yasatti.. asiri bir mantik&#8230; yasadigim ülke almanya bu olayin en ucu&#8230; basarinin sirri akilda, basarisizligin kaynagida emotsiyonlarda arandi.. duygusallik bir eksiklik, yok edilmesi gereken karekteri bir özellik olarak algilandi&#8230; ve hatta yöneticik sanatinda hep akil en öne konuldu, duygusallik bir engel olarak algilandi&#8230; taki EQ (Emotional Quotient)nun IQ (Intelligence Quotient) yu yendigini bulana dek. Ve o andan itibarende dogunun duygusalligi arastirilmaya baslandi&#8230; tabi siz bunlari en iyi bilenlerden birisiniz..</p>
<p>bugün is yerimde (ben mercedes arastirma gelistirme bölümünde calisiyorum) sefimle yillik görüsmemizi yaptik, neleri iyi yaptim, neler eksik kaldi, neler yanlis gitti&#8230; bunlari nedenleri ve sonuclari ile tartistik.. ve sefim bir ara, benim emotional oldugumu ve bunu yenmem gerektigini söyledi.. tabi ben sasirip kaldim&#8230;ve hemen aklima sizin is yeri ve duygular üzerine yazdiginiz yazi aklima geldi&#8230; ve o yazinizin bende biraktigi etkiyle bir baskasina yeni bir pencere acabildim hayatinda..</p>
<p>tesekkürler sayin temel bey&#8230;paylasimlariniz icin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ahter Kutadgu		</title>
		<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/#comment-713</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ahter Kutadgu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://d366cd8c-afb0-4473-9496-26e94ce04154#comment-713</guid>

					<description><![CDATA[ilginç bir örneği paylaşmak istiyorum : eşim 6 aylık hamile ve Mayıs ayında doğmasını beklediğimiz kızımıza isim düşünürken çevremizdeki hemen herkesten &quot;aman yabancıların kolay yazıp telaffuz edecekleri bir isim seçin ileride çok zorluk yaşar&quot; şeklinde yorumlar alıyoruz. &lt;br/&gt;Tamam küresel dünyayla uyumlu olalım ama nereye kadar ? Sayın Özgüle’nin işaret ettiği nokta çok önemli. Hangi ölçüde ve nereye kadar uyumlu olacağız ? Atalarımız küresel düzeyde en güçlü hükümranlıklardan birini sürereken bile kimsenin ismini değiştirmeye zorlamazken biz şimdi binlerce yıllık geleneklerimizden gelen isimlerimizi bir yana koyup aman çocuklarımıza koyacağımız isimler yazılım ve telaffuz bakımından yabancıları zorlamasın diyoruz. &lt;br/&gt;Oysa insanlığın en güçlü kültürlerinden biri olan kültürümüzü daha geliştirsek, varlığımızı daha güçlü ortaya koymanın yollarını arasak ve insanlığın evrensel değerleri arasına sokmanın çabasında olsak daha iyi değil mi ? Bu isimler için de böyle, yaşam tarzımız için de ve tabii ki markalarımız ve pazarlama dilleri için de. &lt;br/&gt;Üretmeyi bir yana koyup tüketim odaklı bir toplum olmanın ne yazık ki  sonuçlarını yaşıyoruz.&lt;br/&gt;sevgilerimle, Ahter]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ilginç bir örneği paylaşmak istiyorum : eşim 6 aylık hamile ve Mayıs ayında doğmasını beklediğimiz kızımıza isim düşünürken çevremizdeki hemen herkesten &#8220;aman yabancıların kolay yazıp telaffuz edecekleri bir isim seçin ileride çok zorluk yaşar&#8221; şeklinde yorumlar alıyoruz. <br />Tamam küresel dünyayla uyumlu olalım ama nereye kadar ? Sayın Özgüle’nin işaret ettiği nokta çok önemli. Hangi ölçüde ve nereye kadar uyumlu olacağız ? Atalarımız küresel düzeyde en güçlü hükümranlıklardan birini sürereken bile kimsenin ismini değiştirmeye zorlamazken biz şimdi binlerce yıllık geleneklerimizden gelen isimlerimizi bir yana koyup aman çocuklarımıza koyacağımız isimler yazılım ve telaffuz bakımından yabancıları zorlamasın diyoruz. <br />Oysa insanlığın en güçlü kültürlerinden biri olan kültürümüzü daha geliştirsek, varlığımızı daha güçlü ortaya koymanın yollarını arasak ve insanlığın evrensel değerleri arasına sokmanın çabasında olsak daha iyi değil mi ? Bu isimler için de böyle, yaşam tarzımız için de ve tabii ki markalarımız ve pazarlama dilleri için de. <br />Üretmeyi bir yana koyup tüketim odaklı bir toplum olmanın ne yazık ki  sonuçlarını yaşıyoruz.<br />sevgilerimle, Ahter</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Özlem Hoşcan		</title>
		<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/#comment-714</link>

		<dc:creator><![CDATA[Özlem Hoşcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://d366cd8c-afb0-4473-9496-26e94ce04154#comment-714</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba,&lt;br/&gt;Türkiye’de pek az sektörde, pek az pazarlama ve marka yöneticisi tarafından dikkate alınan bir konuya değindiğinizi düşünüyorum. Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Kültürel kodlar, evrensel uygulamalar kadar önemli gerçekten de ve ama tüketicilerin neden ve nasıl tükettiklerine bırakın kafa yormayı, birbirini taklit etmekten öteye geçemeyen “yönetim” kadrolarının olduğu Şirket Kültürleri olduğunu izliyorum üzülerek. Algı/ İtibar/ Marka Yönetimi ve pazarlama uygulamaları, “me too” örneklerle dolu. Bilemiyorum, belki de bir çeşit “pazarlama miyopluğu” söz konusudur. Kültürel kodların önemi, trendler ya da alışkanlıklara ilişkin verilere göre önemsiz görülüyordur.  İstenen algı peşinde koşarken, varolanın sahip olduklarımızın güçlü yanlarını ve gücünü göremiyoruzdur. Ve bu yüzden bunu yapabilen markalar fark yaratan, aşk yaratan markalar oluyordur.  Uzun tartışmalara gebe bir konu bence… &lt;br/&gt;Bununla birlikte, “The Culture Code” ve “Marketing Metaphoria” benim de çok keyifle ve bir o kadar da etkilenerek okuduğum iki kitaptı ve bu yazıda anlattıklarınızı tamamlayacak bir diğer kitabın, “How Customers Think” (http://www.amazon.com/How-Customers-Think-Essential-Insights/dp/1578518261) olacağına inanıyorum…  Hızla değişen, sınırların gittikçe yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve seçenekler çokluğu içinde, tüketicinin gözünde aynılaşma riski ya da markayı doğru yönetebilmenin önemi de o kadar artıyor.  Uzunca bir zaman önce, Türkiye Markası’na kafa yorduğum zamanlardan birinde, kendi blog sayfamda “kültürümüze sahip çıkmak” üzerine “kendimce” bir yazı yazmıştım. Kültürel kodlarımız, değerlerimiz ve marka olma konusunda o gün de, bugün de beni en çok etkileyen ve düşündüren faktörlerden biri, “algılanma” şeklimizde, pazarlama profesyonelleri olarak bizim payımızın büyüklüğüdür.  İşin politik boyutundan bağımsız olarak söylüyorum; biz sahip çıkmazsak, kim sahip çıkacak bu kültürdeki farklı ve güzel detaylara? &lt;br/&gt;Pazarlama iletişimi, marka yönetimi, pek çok unsuru içinde barındıran disiplinler ve algıları, alışkanlıkları hatta kültürleri değiştirme güçleri kadar, bunları koruma, sahip çıkma güçleri de unutmamalı ve hatta belki de misyon olarak edinilmelidir. Tüm bunları yeniden düşünmemi sağladınız. Teşekkürler!&lt;br/&gt;Özlem Hoşcan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,<br />Türkiye’de pek az sektörde, pek az pazarlama ve marka yöneticisi tarafından dikkate alınan bir konuya değindiğinizi düşünüyorum. Elinize sağlık, harika bir yazı olmuş! Kültürel kodlar, evrensel uygulamalar kadar önemli gerçekten de ve ama tüketicilerin neden ve nasıl tükettiklerine bırakın kafa yormayı, birbirini taklit etmekten öteye geçemeyen “yönetim” kadrolarının olduğu Şirket Kültürleri olduğunu izliyorum üzülerek. Algı/ İtibar/ Marka Yönetimi ve pazarlama uygulamaları, “me too” örneklerle dolu. Bilemiyorum, belki de bir çeşit “pazarlama miyopluğu” söz konusudur. Kültürel kodların önemi, trendler ya da alışkanlıklara ilişkin verilere göre önemsiz görülüyordur.  İstenen algı peşinde koşarken, varolanın sahip olduklarımızın güçlü yanlarını ve gücünü göremiyoruzdur. Ve bu yüzden bunu yapabilen markalar fark yaratan, aşk yaratan markalar oluyordur.  Uzun tartışmalara gebe bir konu bence… <br />Bununla birlikte, “The Culture Code” ve “Marketing Metaphoria” benim de çok keyifle ve bir o kadar da etkilenerek okuduğum iki kitaptı ve bu yazıda anlattıklarınızı tamamlayacak bir diğer kitabın, “How Customers Think” (<a href="http://www.amazon.com/How-Customers-Think-Essential-Insights/dp/1578518261" rel="nofollow ugc">http://www.amazon.com/How-Customers-Think-Essential-Insights/dp/1578518261</a>) olacağına inanıyorum…  Hızla değişen, sınırların gittikçe yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve seçenekler çokluğu içinde, tüketicinin gözünde aynılaşma riski ya da markayı doğru yönetebilmenin önemi de o kadar artıyor.  Uzunca bir zaman önce, Türkiye Markası’na kafa yorduğum zamanlardan birinde, kendi blog sayfamda “kültürümüze sahip çıkmak” üzerine “kendimce” bir yazı yazmıştım. Kültürel kodlarımız, değerlerimiz ve marka olma konusunda o gün de, bugün de beni en çok etkileyen ve düşündüren faktörlerden biri, “algılanma” şeklimizde, pazarlama profesyonelleri olarak bizim payımızın büyüklüğüdür.  İşin politik boyutundan bağımsız olarak söylüyorum; biz sahip çıkmazsak, kim sahip çıkacak bu kültürdeki farklı ve güzel detaylara? <br />Pazarlama iletişimi, marka yönetimi, pek çok unsuru içinde barındıran disiplinler ve algıları, alışkanlıkları hatta kültürleri değiştirme güçleri kadar, bunları koruma, sahip çıkma güçleri de unutmamalı ve hatta belki de misyon olarak edinilmelidir. Tüm bunları yeniden düşünmemi sağladınız. Teşekkürler!<br />Özlem Hoşcan</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ahter Kutadgu		</title>
		<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/#comment-711</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ahter Kutadgu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://d366cd8c-afb0-4473-9496-26e94ce04154#comment-711</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili Temel, mükemmel bir yaklaşım. Ders niteliğinde. Çok teşekkürler.&lt;br/&gt;Sorun kültür kodları sistematik biçimde değiştirilmeye çalışılan bir toplumda iletişim dilini nasıl yakalayacağız ? &lt;br/&gt;Çay-simit benim içimi ısıtıyor da bugün kaç kişi aynı duyguları yaşıyor; yarın kaç kişi kalacak ?&lt;br/&gt;Markalar bu ikilemi yaşarken kaç marka Yeni Rakı’da olduğu gibi örneğin cesaretle kültür kodlarımıza uygun iletişim yapmaya devam edecek ? Yoksa yarın öbür gün rakı reklamları bar taburesi üzerinde oturanlara mı yönelik yapılacak ?&lt;br/&gt;Yoğun iletişimle kültür kodlarımızı değiştirme hakkı nereye kadar ? Bunları çok konuşmamız gerekli. Fırsatı yarattığın için aklına sağlık.&lt;br/&gt;sevgiler, Ahter&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sevgili Ahter,&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Umarım kendi kültürümüze sahip çıkarız. Umarım marka yöneticileri kendi kültürümüzün utanılacak hiç bir şeyi olmadığı bilinciyle yönetirler markalarını.&lt;br/&gt;İnşallah senin dile getirdiğin haklı endişeler yersiz çıkar. &lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Yorumun için teşekkür ederim.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Sevgiler.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Temel]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Temel, mükemmel bir yaklaşım. Ders niteliğinde. Çok teşekkürler.<br />Sorun kültür kodları sistematik biçimde değiştirilmeye çalışılan bir toplumda iletişim dilini nasıl yakalayacağız ? <br />Çay-simit benim içimi ısıtıyor da bugün kaç kişi aynı duyguları yaşıyor; yarın kaç kişi kalacak ?<br />Markalar bu ikilemi yaşarken kaç marka Yeni Rakı’da olduğu gibi örneğin cesaretle kültür kodlarımıza uygun iletişim yapmaya devam edecek ? Yoksa yarın öbür gün rakı reklamları bar taburesi üzerinde oturanlara mı yönelik yapılacak ?<br />Yoğun iletişimle kültür kodlarımızı değiştirme hakkı nereye kadar ? Bunları çok konuşmamız gerekli. Fırsatı yarattığın için aklına sağlık.<br />sevgiler, Ahter</p>
<p>Sevgili Ahter,</p>
<p>Umarım kendi kültürümüze sahip çıkarız. Umarım marka yöneticileri kendi kültürümüzün utanılacak hiç bir şeyi olmadığı bilinciyle yönetirler markalarını.<br />İnşallah senin dile getirdiğin haklı endişeler yersiz çıkar. </p>
<p>Yorumun için teşekkür ederim.</p>
<p>Sevgiler.</p>
<p>Temel</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Cengiz Özgüle		</title>
		<link>https://temelaksoy.com/marka-yonetirken-evrensel-dusun-yerel-davran/#comment-712</link>

		<dc:creator><![CDATA[Cengiz Özgüle]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 17:00:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://d366cd8c-afb0-4473-9496-26e94ce04154#comment-712</guid>

					<description><![CDATA[Sayın AKSOY;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;   Sitenizi ve yazılarınızı yakın zamanda öğrendim ve ilgiyle takip ediyorum.Bu yazınızda da toplumumuzda yüzyıllar boyunca oluşan ve toplumları kendileri yapan kültürel ve davranışsal özelliklerin markalar üzerindeki etkilerini anlatmışsınız.&lt;br/&gt;   Ülke olarak Avrupa birliğine üye olmak ile olmamak arasında bulunduğumuz bu dönemde sayın Kutadgu’nun bahsetmiş olduğu &quot;kültür kodları değiştirilmesi&quot;  yerinde bir tartışma konusudur.Eğer bu topluluğa üye olacaksak bu kodlarımızın ne kadarından ödün vereceğiz? Yada onlar bizi hangi kodlarımızdan dolayı üyeliğe kabul edecekler.Bizi üye olarak kabul ettiklerinde hangi kodlarından ödün verecekler? Yada öyle hissedecekler.&lt;br/&gt;   Bize özgü markalarımızın hangilerini tüketecekler.Acaba bizim hangi markamız onların kültürel kodlarına ne kadar etki edecek ve kendini tükettirecek.Bir turizmci gözüyle yabancıların turist olarak ülkemize geldiklerinde gördüğüm bize ait olan markaları kullanma ve tüketme istekleri bir çok önyargıyı kırmaktadır.&lt;br/&gt;   Sanırım toplumlar bu kodlarda &quot;özlerini koruyarak&quot; zaman içinde değişime açık olmalıdırlar.&lt;br/&gt;   Saygılarımla;&lt;br/&gt;   Cengiz ÖZGÜLE]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın AKSOY;</p>
<p>   Sitenizi ve yazılarınızı yakın zamanda öğrendim ve ilgiyle takip ediyorum.Bu yazınızda da toplumumuzda yüzyıllar boyunca oluşan ve toplumları kendileri yapan kültürel ve davranışsal özelliklerin markalar üzerindeki etkilerini anlatmışsınız.<br />   Ülke olarak Avrupa birliğine üye olmak ile olmamak arasında bulunduğumuz bu dönemde sayın Kutadgu’nun bahsetmiş olduğu &#8220;kültür kodları değiştirilmesi&#8221;  yerinde bir tartışma konusudur.Eğer bu topluluğa üye olacaksak bu kodlarımızın ne kadarından ödün vereceğiz? Yada onlar bizi hangi kodlarımızdan dolayı üyeliğe kabul edecekler.Bizi üye olarak kabul ettiklerinde hangi kodlarından ödün verecekler? Yada öyle hissedecekler.<br />   Bize özgü markalarımızın hangilerini tüketecekler.Acaba bizim hangi markamız onların kültürel kodlarına ne kadar etki edecek ve kendini tükettirecek.Bir turizmci gözüyle yabancıların turist olarak ülkemize geldiklerinde gördüğüm bize ait olan markaları kullanma ve tüketme istekleri bir çok önyargıyı kırmaktadır.<br />   Sanırım toplumlar bu kodlarda &#8220;özlerini koruyarak&#8221; zaman içinde değişime açık olmalıdırlar.<br />   Saygılarımla;<br />   Cengiz ÖZGÜLE</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
