Skip to main content

Öykü Anlatmak En Etkili İletişim Yöntemidir

20 Şubat, 2024

Bir siyasetçinin ya da bir iş insanının fikirlerini öykülerle anlatmasını çoğu insan yadırgar çünkü onlar öykülerin sadece çocuklar için olduğuna inanırlar. Eğer konu ciddiyse insanların mantığına hitap etmek gerektiğini düşünürler. Öykü anlatmanın hem konuyu sulandıracağı hem de öyküyü anlatanı hafifleteceği endişesini duyarlar.

Oysa bunun tam tersi doğrudur. Mesela bir insana “itibarlı” olmayı anlatmanın en iyi yolu, soyut kavramlardan bahsetmek yerine Nasreddin Hoca’nın “Ye Kürküm Ye” öyküsünü anlatmaktır.

Sevgi, adalet, hoşgörü, onur, bilgelik, sadakat, vefa, iyilik, fedakârlık, mücadele gibi kavramlarını öykülerden daha etkili anlatacak başka hiçbir araç yoktur. Sadece bunlar gibi soyut kavramları anlatırken değil, hayatın pek çok alanında bir insanın dinleyenleri etkilemek için kullanılacak en güçlü yöntem öykü anlatmaktır.

Sadece kurumsal iletişimde değil, marka iletişiminde de öykü anlatmak en etkili iletişim yöntemidir. Bu kural hem B2C hem de B2B markalar için geçerlidir.

Öykülerin neden ve nasıl etkili olduklarının sağlam nedenleri vardır:

1- Öyküler ilk cümlede dinleyiciyi içine çeker

İyi başlayan bir öykü, daha ilk cümlesinde bir tür “trans” durumu yaratır. “Biliyor musun bugün ne başıma geldi…” diye söze başlayan bir arkadaşımıza kayıtsız kalamayışımız bundandır. İnsanlar ne kadar ilgisiz olurlarsa olsunlar, böyle bir “davete” kulak vermeden edemezler. İnsanlar öykülerin giriş cümlelerini duyar duymaz rahat bir pozisyona geçip dinlemeye başlarlar. Bu cümleler insanları o anda yaşadıkları gerçeklerden uzaklaştırıp masal dünyasına götürür. O dünyada insanlar kalplerini anlamaya ve paylaşmaya açarlar. Gergin ve savunmada olan insanlar bile bir öykü anlatıldığında gevşerler. Merakları uyanır ve kendilerini öyküye verirler.

2- Öyküler dinleyicinin mantık direncine takılmaz

Öyküler insanların duygularına hitap ederek mantık duvarlarını aşar. İyi bir öykü, kullandığı benzetmeler ve simgelerle insanların hayal güçüne hitap eder. Bazı öyküler insanın içindeki kahramanı harekete geçirir bazıları “haksızlıklara” karşı koymayı tetikler. Hangi konuyu işlerse işlesin öyküler, insanın anlatılan konuyu hayal etmesini sağlar. İyi anlatılan bir öykü güçlü bir mıknatıs gibi dinleyeni kendisine çeker. Öyküyü dinleyen, öykü anlatanın dünyasına girer. Onu anlamaya ve kabullenmeye yakınlaştırır.

3- Öyküler anlatıcı ile dinleyicinin aynı yöne bakmasını sağlar

Bir fikri mantık yürüterek kabul ettirmek, bir tarafın kazanacağı ve diğer tarafın kaybedeceği bir durum yaratır. Aslında birbirleriyle iş birliği yapması gereken insanlar bile çoğu zaman sırf kendi konumlarını savunmak için kendi fikirlerinde ısrar ederler. Mantık mücadelesi her zaman bir kazanan-kaybeden dengesizliği yaratır ve insanları birbirlerinden uzaklaştırır, kutuplaştırır. Öyküler bu olumsuz etkiyi olumlu kılmada çok önemli bir rol oynar çünkü her öyküde herkes için “kıssadan hisse” vardır. Öyküler “iğneyi kendimize, çuvaldızını başkasına” batırmayı anlatır. Bu anlamda öyküler eşitleyicidir. Öyküler en gergin ortamları bile yumuşatır; aktardıkları bilgelikle uzlaşamaz gibi görünen insanların bile aynı yöne bakmalarını sağlar.

4- Öyküler insanın içindeki masum çocuğa hitap eder

Öyküler, her birimizin içindeki güçlü yönleri kadar zayıflıkları da ortaya çıkarır. Öyküler içimizdeki “insana” dokunduğu için etkileyicidir. Öyküler “acımasız” bir kadının içindeki “masum küçük kızı”, soğuk bir adamın içindeki “şefkati”, suçlu bir insanın içindeki “kurbanı” görmemizi sağlar. Öyküler insanın hem iyi hem de kötü yanlarını bir potada eritip kalplere seslenir. Bu nedenle öykülerin karmaşık insani gerçekleri anlatma gücü vardır.

5- Öyküler bağ kurar.

Öyküler durumlara, konulara, sorunlara, kişilere bir “anlam” ve “bağlam” kazandırır. Veriler, istatistikler, bilimsel önermeler soğuk, kuru ve sıkıcıdır; merak uyandırmaz. Ne kadar gerçek ve doğru olursa olsun soyut kavramlar birçok zaman kafa karışıklığına sebep olur. Ama öyküler somut hayat örnekleri ile bilgi aktarır; bu bilgilere anlam kazandırır. Öyküler gerçekleri ete-kemiğe büründürür.

6- Öyküler evrenseldir

Hangi ülkeye ya da kültüre ait olursa olsun, öykülerin evrensel bir etkiye sahip olması, aslında bütün insanlığın ortak bir bilinçaltını paylaşmasından kaynaklanır. Öyküler yoluyla hiç tanımadığımız insanlarla bağ kurarız. İyi bir öyküyü dinlediğimizde onların da bizim gibi olduğunu, bizim de onlar gibi olduğumuzu anlarız. Bir kere güven sağlayıp bağ kurduğu zaman insanlar birbirlerini dinlemeye başlarlar; uzlaşmaya açık hale gelirler.

Aslında her durumda anlatılacak değişik öyküler vardır. Kendi hayatımızda yaşadıklarımız, tanınmış insanların hayat hikâyeleri, Sufi hikâyeleri, mitolojik öyküler… Nasreddin Hoca ya da Ezop hikâyeleri… Binbir Gece Masallarından bir masal, Homeros’un İliada ve Odysseia destanından bir öykü… Bunların hepsi insanlığın ortak bilinçaltının hazinesine aittir. Her dilde her ülkede her insanda karşılık bulur.

7- Öyküler unutulmazdır

Öyküler, düşüncelerimizi sadece etkili bir şekilde iletmekle kalmaz, bunların aynı zamanda kalıcı olmasını sağlar. İnsan hafızasının çimentosu duygu olduğu için insanlar duygu içeren öyküleri hiç unutmazlar. Ama içinde duygu olmayan her mesaj unutulmaya mahkûmdur. Okulda ezberlediğimiz formülleri, gündüzümüzü gecemizi harcadığımız derslerin konularını unuturken; içinde yoğun duygu barındıran çocukluk ve gençlik anılarımızı daha dün gibi hatırlamamız bu nedenledir. Öyküler duygu yüklü oldukları için unutulmazdır.

8- Öyküler dinleyicilerin öyküde anlatılanları yaşamasını sağlar

Öykülerin etkileyici olması, insanlarda “Ben de oradaydım” hissi yaratmasından kaynaklanır. Duyguları harekete geçiren bir öykü, dinleyenlerin anlatılanları gerçek gibi algılamasına yol açar. Şehir efsaneleri böyle oluşur. Öykünün somut ayrıntıları sayesinde insanlar bu öyküleri kendileri yaşamış hissine kapılırlar. Okul yıllarında bize anlatılan öykülerin, zamanla bizim “yaşadığımız” öykülere dönüşmesi bu nedenledir. Bir öykü ne kadar somut, canlı ve duygu yüklü anlatılırsa o kadar “gerçek” algılanır.

Hangi işi yaparsak yapalım hayatımızda öykülere daha çok yer açmamız gerekiyor. Daha çok öykü anlatmalı ve öykü anlatmada ustalaşmalıyız. Özellikle liderlerin öykülerden daha çok yararlanmaları lazım. Bir liderin en etkili iletişim aracı öyküleridir. Bir fikri benimsetmenin, bir vizyonu yaymanın, insanları motive etmenin, takım ruhu yaratmanın, kaygıları dindirmenin, zorlukları aşmanın, çatışmaları çözmenin en hızlı ve en etkili yolu öykülerden geçer. Bütün liderlerin bu hazinenin farkına varması gerekir. (Liderlik Dili, Öykü Dilidir.)

Şirket liderlerinin sadece kurumsal iletişimde değil, B2C ve B2B markaların pazarlama iletişiminde de öykü anlatmayı benimsemeleri ve bu çok etkili yöntemden daha çok yararlanmaları gerekir.

Not: Bu yazıyı ilk kez 10 Aralık 2019 tarihinde yayınladım.

Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Kendall Haven, “Story Proof: The Science Behind the Startling Power of Story”
  2. Mike Myatt Articles, Forbes, 2014
  3. Mike Myatt Articles, Forbes, 2013
  4. “How Stories Sell: The Psychology Of Storytelling”
  5. The Psychology of Storytelling: 10 Proven Ways to Create Better Stories (and Why Stories Sell)
  6. Steve Denning, “The Springboard: How Storytelling Ignites Action in Knowledge-Era Organizations”
  7. Steve Denning, “The Science Of Storytelling”, Forbes, 2012
  8. Steve Denning “The Basics Of Leadership Storytelling”, Forbes, 2011
  9. Steve Denning, “Why Leadership Storytelling Is Important”, Forbes, 2011
  10. Leo Widrich, “What Listening to a Story does to Our Brains”
  11. “The Science of Storytelling: Why Telling a Story is the Most Powerful Way to Activate Our Brains”
  12. “Masalcı Yöneticiler”, Capital
  13. Steve Denning - Leadership Storytelling, Video, TEDx
  14. The Power of Storytelling: Erik Nissen Johansen at TEDxUmea
  15. 3 Pearls of Entrepreneurial Storytelling: Michael Margolis at TEDx

Yorumlar

Comments (0)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir