Skip to main content

Siz De Statü Sahibi Olmak İstiyor Musunuz?

28 Şubat, 2011

Felsefenin modern temsilcilerinden Alain de Botton’a göre “Her yetişkinin hayatında iki büyük aşk öyküsü vardır. Birincisi karşı cinsin sevgisine ulaşmanın öyküsü; ikincisi de dünyanın takdirine ulaşmanın, bir statü edinmenin öyküsüdür.“

Hepimiz dünya üzerinde kendimize bir yer edinmek isteriz. Kendimize açacağımız bu yerle ilgili endişeler vardır kafamızda. Kim olursak olalım, hangi sosyal sınıfa ait olursak olalım, yeterince iyi bir statüye sahip olup olmadığımızdan emin olamayız. Çok zengin olanlarda, çok ünlü olanlarda ya da çok yüksek mevkilere gelmiş olanlarda bile vardır bu endişe. Onların da fethetmek istedikleri insanlar vardır. Onlar da kendilerine seçtikleri “hayat gözlemcilerinden“ sürekli daha yüksek puanlar almak için çaba gösterirler. Seçtikleri bu gözlemciler bazen onların rol modelleri bazen yakın arkadaşları bazen eşleri ya da anne-babalarıdır.

Hayatta kendimize ne kadar iyi bir yer açmış olursak olalım, yine de onaylanmak isteriz; çünkü kendi değerimizi kendi gözlerimizle değil, başkalarının gözleriyle görme eğilimimiz vardır. Değerimizi ölçerken başkalarının aynalarından yansıyan görüntümüze bakarız.

Bizim için takdir görmek, ekmek kadar su kadar hayati bir ihtiyaçtır. Yaşamımızın ilk yıllarından itibaren sevilmeye, onaylanmaya ihtiyaç duyarız. Alain de Botton’un dediği gibi: “Dünyadaki takdir pastasından hakkımıza düşen payı almaya çalışırız.”

Doğduğumuz andan itibaren kendimize ilişkin düşüncelerimiz başkalarının yargılarına bağlanmıştır. Herhangi bir şey yaptığımızda takdir edilirsek kendimizi mükemmel hissederiz; yerilirsek  berbat. En kötüsü de, yaptığımız iyi işleri yakınlarımızın hiç fark etmediği durumlardır.

Sizce anne-babanız, eşiniz, arkadaşlarınız bu gerçeği biliyorlar mı? Sizce çalıştığınız yerdeki yöneticiniz  bu ihtiyacınızın farkında mı?

siz-de-statu-1

En çok da yakınlarımızın takdirini almak isteriz. David Hume “Kıskançlığı doğuran kendimizle başkaları arasındaki orantısızlık değil, aksine yakınlıktır.” der. Hiç kimse Kraliçe Elizabeth’i kıskanmaz; ama okul arkadaşının kendisinden daha iyi bir konuma gelmesi, çoğunluğa acı verir. İnsan kendisine eşdeğer gördükleriyle yarışır; kendisiyle aynı sosyal çevreye ait olanlarla rekabet eder. Yoksa Kraliçe Elizabeth’le kimin ne alıp veremediği olabilir ki?

Statü arayışı insanlık tarihi kadar eskidir. Avcı ve toplayıcı toplumlarda en iyi avcılar yüksek statüye layık görülmüşlerdir. Statü sahibi olmak için tek bir yol yoktur. Zenginliğin statü sağlaması gibi sanatta, bilimde ya da siyasette yüksek bir mevkiye ulaşmak da statü sağlar.

Tarihte statü sadece maddi değerlerle ölçülmezdi; ama günümüzde statü daha çok maddi başarılara endekslendi. Bugün statü, herkesin imrendiği ama çok az insanın sahip olduğu; büyük evler, pahalı arabalar ile ölçülmeye başladı.

Statü sahibi olmak insanı daha kaprisli ve şımarık yapar.  Jacqueline Kennedy’nin yalnız her sabah değil, her öğle uykusundan sonra da yatak çarşaflarının değiştirilmesini istemesi ya da Christina Onassis’in diyet colanın henüz Fransa’da bulunmadığı günlerde, her hafta uçağını New York’a gönderip yüz şişe “Diet Coke”  getirtmesi ve kolaların bayatlayacağını düşünerek bir seferinde yüz şişeden fazla getirilmesine izin vermemesi, dünya çapındaki kaprislere örnektir.

Statü markalarının hayatımızdaki önemi, içimizi kemiren güvensizlik duygusunda gizlidir. Statü arayışı sadece zenginlere özgü bir arzu değildir. Sınırlı geliri olan insanlar da temel ihtiyaçlarından bile fedakârlık edip kendilerine statü sağlayacak markalara sahip olmak isterler. Cep telefonları, çantalar, giysiler bu amaca hizmet eder.  Bu arzuya hitap eden markalar insanların kimlik yaratma projelerinin ayrılmaz bir parçası olur. İnsanlar bu markaları tüketerek kendi kimliklerini üretirler.

Bir markanın statü simgesi olması için o markanın herkes tarafından tanınması; ama çok az sayıda insan tarafından ulaşılabilir olması gerekir. Büyük bir markanın sahtesinin geniş kitleler tarafından kullanılması, o markanın tanınmasına büyük katkı sağlar; ama markayı “herkesin” kullanması o markayı “statü simgesi” olmaktan uzaklaştırır. Büyük lüks markalarının taklit edilmekten bir taraftan memnuniyet duyması diğer taraftan da sahtecilikle savaşması bu nedenledir.

siz-de-statu-2

Statü, sadece sahip olmakla ilgili bir kavram da değil. Sadece “almak” değil, “vermek” de statü getirebilir. Kamuoyunun ilgisini çeken senfonik orkestralara, modern sanata, müzelere ya da elit sınıfın önemsediği toplumsal hareketlere hesapsızca para yatıran birçok “hayırsever” var. Bu insanlar bu yatırımları yaparak herkesin imreneceği bir hikâye anlatabilme ayrıcalığına ulaşıyorlar, statülerini yükseltiyorlar.

Statü arzusu, sosyal basamaklarda bir üst sıraya çıkma arzusudur. Ne kadar soylu bir edayla yapılırsa yapılsın bu arzunun içinde karanlık bir taraf da vardır aynı zamanda. En iyi kalpli olanların bile içindeki şeytana yenildikleri olur.  Amerikalı romancı Gore Vidal’in “Ne zaman bir dost başarsa sanki içimde bir parça ölüyor. Ne garip, kazanmak insana yetmiyor. Diğerlerinin kaybettiğini de görmek istiyorum.” der. Çoğu insanın içinde bu karanlık taraf vardır.

Statü arayışı her insanın içinde bir miktar var olan “aşağılık kompleksinin” dışa yansımasıdır. İnsani  zayıflıkları fazla olanlar daha fazla “gösteriş ve statü” sembollerine bel bağlarlar.


Konuyla İlgili Makale ve Linkler

  1. Alain de Botton web sitesi
  2. Allain de Botton – TED lecture; “Our ideas of success and failure”,
  3. Gretchen C. Rubin ile röportaj; “Power, Money, Fame”
  4. Gretchen C. Rubin web sitesi
  5. Gretchen Rubin, “The Today Show with Matt Lauer: Power Money Fame Sex”
  6. Jean-Noël Kapferer “Luxury after the crisis: Pro logo or no logo?”
  7. B. S Oflaç, D. Atik “Consumers’ Paradoxical Interpretations of Prestige and Luxury”
  8. Wiedmann, Hennigs, Siebels , “Measuring Consumers’ Luxury Value Perception: A Cross-Cultural Framework”
  9. Eylem Türk, “İslami kesimin statü sembolleri”
  10. Trendwatching.com: “Status stories”
  11. Trendwatching.com: “Statusphares”
  12. MediaCat “Sizin Statünüz kaç cm?” Synovate & MediaCat: Statü Sembolü Markalar Araştırması
  13. Matt Haig, “The Rules of Attraction: Less is more for the VIBs (Very Important Brands)”
  14. Shari Caudron “The New Status Symbols”
  15. Kabeer Sharma, “The New Status Symbols”

Yorumlar

Comments (0)

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir