Skip to main content

Küreselleşme Özgünlüğü Yok Eder Mi?

23 Şubat, 2010

Bundan iki yıl önce, bir kongre için Prag’a gittim. Kısa bir seyahatti, iki gün kalıp dönecektim. Son gün öğleden sonra boş vaktim vardı. Ben de Prag‘a özgü bir şeyler satın almak hevesiyle sokakları dolaşmaya başladım. Daha önceki seyahatimde Prag’ın meşhur cam eşyalarından birkaç parça satın aldığımdan bu sefer kristal mağazalarına bakmadım. Ama Prag’ın ana caddelerindeki bütün markalar İstanbul’daki alışveriş merkezilerindeki markalarla aynıydı.

Arka caddelerde, ara sokaklarda saatlerce dolaştım, yine bir şey bulamadım. Sadece açıkta kurulan bizim semt pazarlarına benzer pazar yerlerinde köylülerin yaptıkları eşyalar özgün çizgiler taşıyordu. Bunların dışında koskoca şehirde Çek kültürüne ait neredeyse hiçbir şey yoktu. Bana yabancı bir şehirde olduğumu hatırlatan sadece konuştukları Çekçe ve şehrin farklı mimarisiydi.

Bugün Batı’nın bütün büyük markaları, bütün büyük metropolleri istila etmiş durumda. Yerel tatlar yok olmaya yüz tuttukça, büyük şehirler birbirlerine benzemeye başladı. Sadece alış veriş markaları değil, restoranlar bile aynılaşmaya başladı. Hâlbuki biz yabancı bir şehre giderken, yerel tatları tatmak, otantik kültürünü öğrenmek ve bir deneyim yaşamak için gideriz.

kuresellesme-ozgunlugu-1

Ömründe hiç yer sofrasında yemek yememiş birisi için Urfa’da bir sıra gecesine katılmak gerçek anlamda bir deneyimdir. Turist olarak gittiğimiz yerlerin kendilerine has kültürlerini keşfetmek isteriz, seyahat etmenin en önemli motivasyonlarından biri, farklı kültürleri tanımaktır.

Baudrillard, sanayi sonrası toplumun bir “simülasyon toplumu” olduğunu ifade eder. Bu simülasyon ortamında  gerçek yerine, yaratılmış gerçeklikler tüketilir. Bugün “yaratılmış gerçekliklerin” en görkemlileri Las Vegas’tadır. Las Vegas bir çölün ortasına kurulmuş ve 1970’lerden sonra gelişmiş, yoktan var edilmiş koskoca bir “yaratılmış gerçekliktir.” Geceleri şehrin ışıltısından gözleriniz kamaşır. Her birine milyar dolardan fazla yatırım yapılmış onlarca otel, her birinin içinde insanın hayal gücünü zorlayan ihtişamda özellikler vardır. Mesela Bellagio otelinin içindeki botanik park, her türlü “büyük düşünmenin” sınırlarını aşmıştır. İçinde dolaştığında insan, bu yapay büyüklüğe şaşırır.  Fakat bu yapaylığın çok önemli bir kusuru vardır: Maalesef ruhu yoktur!

kuresellesme-ozgunlugu-2

Özgün olan, sahici olduğu için insanlarda içten bağlar kurar. Çoğu zaman içtenlik birçok kusuru da affettirebilecek duygusal bir güce sahiptir. Bir şeyin samimi olması, kendine has özellikler içermesi, ona bir bütünlük ve derinlik kazandırır. İnsanlar, Las Vegas ya da Dubai gibi yapma olanları değil, birçok çirkinliğine rağmen sahici olan şehirleri daha çok severler.

Her şeyin bollaşıp aynılaştığı bir dünyada, ancak özgün ve otantik olan, anlamlı bir fark yaratabilir.

Dünyada bir taraftan küreselleşme ivme kazanırken diğer taraftan da yerelleşme ve özgün (otantik) olana talep artıyor. Özgün kültürel öğeleri doğru bir şekilde sunmak, otantik değerlerin üzerine kurulu bir çekim merkezi yaratmak ve aynı zamanda küresel dünyanın değerlerini benimsemek pekâlâ mümkündür.  kuresellesme-ozgunlugu-3

Küreselleşmeyle birlikte her şey aynılaşıyor. Bu süreci durdurmak mümkün değil. Las Vegas veya Dubai’de karşımıza çıkan yaratılmış gerçeklikten kurtulmanın imkânı yok. Hatta yaratılmış gerçeklik giderek artacak. Gelecekte daha çok Las Vegas daha çok Dubai olacak hayatımızda. Her geçen gün daha fazla Disney diyarları oluşacak. Bu süreç içinde her şey Mc Donaldslar gibi birbirine benzeyecek. Bundan kaçış yok.

Önemli olan bütün bu yaratılmış gerçeklik ve hızla artan benzeşme içinde, sahip olduğumuz ve bize ait kültürel unsurların kıymetini bilmektir. Bu unsurların bazı kusurlarının olması onları değersiz kılmaz, aksine daha sahici yapar. Hem şehirlerimizde hem markalarımızda hem de kendi kişiliğimizde bize ait olan her şey bizi daha değerli yapar. Kıymetini bilelim.

Konuyla ilgili olarak aşağıdaki kitapları ve bağlantıları öneriyorum.

J.Pine, J Gilmore, Authenticity, HBS, 2007

J.Pine, J Gilmore , Experience Economy: Work Is Theatre & Every Business a Stage, HBS 1999

D. Lewis, D.Brigger “The soul of the new consumer- Authenticity: What we buy and Why in the new economy”, Nicholas Bearley Pub 2000

David Boyle, Authenticity: Brands, Fakes, Spin and the Lust for Real Life Flamingo 2003

James H. Gilmore and B. Joseph Pine II,  “The Four Faces of Mass Customization”

NICOLE LEAPER, Designing Authentic Experiences: Creating Personal, Participatory, and Engaging Interactions

http://exde.files.wordpress.com/2009/06/leaper_20090619.pdf

http://www.david-boyle.co.uk/history/belloc.html

Ecotorism: principles,practices and policies for sustainability

http://www.unep.fr/shared/publications/other/WEBx0137xPA/part-one.pdf

Gillian Arnold, Without a Great Product, Does Authenticity Matter?

http://blogs.hbr.org/cs/2008/03/without_a_great_product_does_a.html

The Best Authentic Experiences, NY Times

http://authenticitybook.com/

Konuyla İlgili Kitap Önerileri

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir