Yönetim
Anasayfa • Yönetim
Mükemmel bir işyeri yaratmak için dev bütçelere veya sıra dışı uygulamalara gerek yok. İnsanların kendilerini geliştirebildiği, fikirlerini ifade edebildiği, anlam bulduğu ve gurur duyduğu bir ortam kurmak mümkün. Üstelik bu, yalnızca sıra dışı liderin değil, bu zamanın ruhunu anlayan herkesin yapabileceği bir şey.
Son Yazılar
Strateji
Bugün marka danışmanlığı maalesef içi en çok boşaltılmış meslekler arasında yer alıyor. Aslında kendisi danışmanlık alması gereken birçok eski yönetici kendine danışman sıfatı takıp, şirketlere danışmanlık yapmaya niyet ediyor.
Bunların yanı sıra bir de hiçbir bilgi ve deneyimi olmadan danışmanlık yapmaya kalkanlar var. Nasıl her mesleğin şarlatanları varsa, danışmanlıkta da şarlatanlar pek bol.
Daralan ekonomide kitlelerin ruh hali nasıl olur, tüketiciler nasıl davranır, bu durumda şirketler ne yapmalı? Daha önce yaşadıklarımızdan bazı dersler çıkarmak mümkün.
Her değişim, içinde bir çok fırsatı barındırır. Bu durgunluk döneminin de bir sonu olacak ve ekonomi tekrar büyüme dönemine girecektir.
Değişime en hızlı ve en iyi uyum sağlayan şirketler, bu dönemden en karlı çıkan şirketler olurlar.
Bu salgının toplumları nasıl etkileyeceğini, siyasi ve ekonomik sistemlerin nasıl değişeceğini, uluslararası ilişkileri hangi yöne çevireceğini şimdiden bilmek mümkün değil.
Salgın sonrası dönemde herkesin düşüncelerinde ve davranışlarında bazı değişiklikler olacağı kesin. İnsanlar değişen bakış açıları, azalan gelirleri ve edindikleri yeni alışkanlıklarla bazı satın alma tercihlerini değiştirecekler. Bu değişiklikler bütün ekonomilerde bütün sektörleri olumlu ya da olumsuz etkileyecek.
Ben sokağa çıkma yasaklarının kalkması ve ekonomilerin normal işleyişlerine yeniden dönmesiyle birlikte insanların eski hayatlarına, eski alışkanlıklarına en kısa zamanda dönmek için çaba gösterecekleri düşüncesindeyim.
İnsanların uzun yıllar boyunca edindikleri alışkanlıkların bu salgın sonrasında kökten değişeceğine inanmıyorum. Doğası gereği sosyal bir varlık olan insan bundan sonra da birlikte çalışmaya, birlikte eğlenmeye, birlikte yaşamaya devam edecek.
Başarının anahtarı, stratejileri hiç bir zaman değiştirmemek değil aksine mevcut stratejiye rağmen yeni koşulları dikkate alıp yeni yollar deneyebilmektir.
İnovasyon
Pek çok işin neredeyse sıfır kar bölgesine girdiği; her ürünün bol, iş yapmanın çok zor olduğu bu dönemde, ayakta kalmak için her şirketin inovasyon yapması şarttır.
Peter Drucker'ın dediği gibi, "Her işin iki temel fonksiyonu vardır: "İnovasyon ve Marketing"
Talebin daraldığı dönemlerde değişen tüketici beklentilerini en iyi ve en hızlı anlayan ve buna inovasyon yaparak çözüm üreten şirketler, bu dönemden en fazla yararlanan şirketler olur. Daralma döneminin sonunda en güçlüler değil, değişime en hızlı uyum sağlayanlar ayakta kalır.
Pazarlamanın özü, insanların gündelik hayatlarında sorunlarını nasıl çözdüklerini, sorumluluklarını nasıl yerine getirdiklerini; hayatlarını daha konforlu, daha eğlenceli, daha zevkli kılmak için neler yaptıklarını anlamak ve içinde girdikleri her özel durumda hangi ürün ve hizmetlere ihtiyaç duyacaklarını keşfedip onlara bu ürün ve hizmetleri sunmaktır.
Tıpkı ağaçların budandıkça kendilerini tazelemesi gibi şirketler de atıl, işlevsiz her ne varsa onlardan kurtularak yenilenir, güçlenirler. Eğer şirketler zamanı geldiğinde “budanmazlarsa” içten içe çürümeye başlarlar. Şirketlerin yeniye yer açmak için, eskiyi terk etmeleri gerekir.
Çalışma Hayatı
Mükemmel bir işyeri yaratmak için dev bütçelere veya sıra dışı uygulamalara gerek yok. İnsanların kendilerini geliştirebildiği, fikirlerini ifade edebildiği, anlam bulduğu ve gurur duyduğu bir ortam kurmak mümkün. Üstelik bu, yalnızca sıra dışı liderin değil, bu zamanın ruhunu anlayan herkesin yapabileceği bir şey.
Yöneticiler “kapım herkese açık” dese de, çoğu çalışan ne zaman konuşulması gerektiğini, ne zaman susulacağını bilir. Çünkü her işyerinde yazılı olmayan kurallar vardır. İnsanların sessiz kaldığı, fikirlerini söylemediği ortamlarda hatalar çoğalır, gerçekler yönetime ulaşmaz. Oysa bugünün dünyasında her şirketin, en değerli kaynağı olan çalışanlarının sesine kulak vermesi gerekir.
İnsanın içindeki iyiye inanmak, onun katkısını alacak bir çalışma ortamı oluşturarak onu sorumluluk almaya ve inisiyatif kullanmaya (elbette hesap vermeye) teşvik etmek mümkündür.
Eğer katılımcı bir şirket ortamı oluşturabilirsek, bundan hem çalışanlar hem de bütün paydaşlar karlı çıkar.
Bir işyerinde memnuniyetsizliklerini gidermek, çalışanları memnun etmeye yetmez. Çünkü, memnuniyetsizliğin tersi memnuniyet değildir.
Çalışanların gönülden katkısını almak için, onların nasıl motive olacaklarını bilmek gerekir.
Liderlik
Bugün, şirketlerin ve toplumların en büyük ihtiyacı narsist, kendi çıkarları için hareket eden değil; olduğu gibi görünen, samimi, alçakgönüllü ama iddialı hedeflere sahip liderlerdir. Kalıcı başarılar, ancak tevazu, empati ve gerçek liderlik yeteneklerinin harmanlandığı ortamlarda mümkün olabilir.
Liderliği öğrenmenin kısa yolu yok maalesef. İnsan ne kadar zorluk çeker ne kadar engel aşarsa, kendini hayata o kadar güçlü hazırlar. Her şirketin yöneticilerine bu mücadele gücünü aşılaması ve onların kendi “kişisel bilgeliklerini” inşa etmelerine imkân sağlaması gerekir.
Yöneticilik ve liderlik, aynı madalyonun iki yüzüdür. Liderliği ve yöneticiliği farklı insanların üstlenmesi gerektiği düşüncesi, gerçeklerden kopuk bir yönetim efsanesidir. Liderliği abartıp yöneticiliğin işlevini azımsayan bu efsane, bugün karşı karşıya kaldığımız kötü yönetimin en önemli nedenlerinden biridir.
Neyi bildiğini neyi bilmediğini bilmek, kendini başkalarından üstün görmemek, insanlara saygılı olmak, başarıyı ve başarısızlığı paylaşmak, şirkete katkı veren insanları takdir etmek liderliğin olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Bu özellikler olmadan büyük bir şirketi yönetmek mümkün değildir. Ancak ve ancak bu özelliklere sahip alçak gönüllü liderler birlikte başarmanın yollarını açabilirler.
İtibar
Bugün toplumsal sorunların savunucusu olan şirketlerin çoğu doğru düzgün vergi ödemeyen şirketlerdir. Bu şirketlerin kahramanlık yapmaya gelene kadar, önce vergilerini eksiksiz ödemeleri gerekir.
Bence araştırma şirketlerinin “en beğenilen şirketler” sıralaması yaparken aynı zamanda her şirketin ne kadar vergi ödediğini de yayınlaması gerekir. Bir şirket eğer vergisini ödemiyor ya da kazancının tamamına yakınını faaliyet yapığı ülke dışına taşıyorsa, bu şirketin “en beğenilen şirketler” listesinde yer almaması gerekir.
Bence araştırma şirketlerinin “en beğenilen şirketler” sıralaması yaparken aynı zamanda her şirketin ne kadar vergi ödediğini de yayınlaması gerekir. Bir şirket, eğer vergisini ödemiyor ya da kazancının tamamına yakınını faaliyet yapığı ülke dışına taşıyorsa, bu şirketin “en beğenilen şirketler” listesinde yer almaması gerekir.
Ben az sayıda şirketin iyi niyet ve ciddiyetle yaptığı KSS projelerini elbette destekliyorum ama çoğunun itibar devşirmek amacıyla yaptığı sözde KSS işlerini gerçekten itici buluyorum.
Bir şirketin itibarlı olması için, bu konuyu bir halkla ilişkiler konusunu değil, bir varoluş nedeni olarak görmesi gerekir.
Keşke Volkswagen hiç bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi yapmasaydı, keşke Almanya Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarına sponsorluk yapmasaydı da, önce kendi üzerine düşen sorumluluğu üstlenip şeffaf bir yönetim anlayışı benimseseydi.
E-Kitaplar
E-kitapları edinmek için sayfa içerisindeki formu doldurunuz.