İnsan, başkasının fikrini kabul etmek istemez. Çünkü insan kendi fikrini terk edip başkasının fikrini kabul ettiği zaman kendini yenilmiş hisseder.
Bu nedenle bir insanın fikrini mantıkla değiştirmeye çalışmak tam tersi etki yapar: İnsan kendi fikrine daha da bağlanır. (Zihniyeti değiştirmek atomu parçalamaktan zor.)
Peki, bir insanın, bir şirketin veya bir toplumun fikrini değiştirmek için en etkili yöntem hangisidir?
İkna etmenin en etkili yolu öykü anlatmaktır. Çünkü öykü buyurmaz, diretmez; davet eder. Doğru zamanda anlatılan doğru öykü, dinleyenin zihnindeki kapalı kapıları açar.
Her çocuk dünyayı öykülerle kavrar. İyiyi ve kötüyü öyküler sayesinde anlar. Belirsizliğe ve kötülüklere karşı ne yapacağını öykülerden öğrenir.
Dinlediği öyküler insanın belleğinde hiç sönmeyen kor bir ateştir. Biraz üflendiğinde hemen alevlenir. Öykü, insanın aklıyla kalbi arasında köprü kurar.

Üstelik öyküler sadece insanın doğduğu coğrafyaya özgü de değildir. Robin Hood ile Köroğlu, kökeninde aynı öyküdür. Kerem ile Aslı’nın öyküsüyle Romeo ve Juliet öyküsü temelde aynıdır. Kızılderililerin öyküleriyle Yörüklerin öyküleri benzedir. Öyküler evrenseldir, insanlığın ortak bilinçaltını yansıtır. Carl Jung’un arketipler tanımı, bu kavramı anlatır. (Carl Jung Archetypes)
İnsan bir öykü dinlediğinde, çocukluğundan beri sahip olduğu bilgiyi hatırlar. Bir insana içinde bulunduğu duruma uygun bir öykü anlatmak onun zaten bildiği bir şeyi ona hatırlatmak demektir. Akılla ikna etmek ne kadar zor ve uzun bir süreçse öyküyle ikna etmek bir sihir gibi bir anda ve kendiliğindendir. Öykü, dinleyenin zihninde bir sahne kurar; dinleyen kişi kendini bu sahneye yerleştirir ve kendi kendine öykünün ana fikrini kabul eder. Kendi kendini ikna eder.
Öykü anlatmak bir kıvılcım yakmak gibidir. Dinleyen bu kıvılcımdan ateşlenir ve varılacak yere kendi enerjisi ve kendi isteğiyle ulaşır. Dolayısıyla yaptığı yolculuk kendi yolculuğu, vardığı yer isteyerek vardığı yer olur. Öykünün kalıcı etkisi, bu “gönüllü kabul” nedeniyledir.
İnsan bir öykü dinlediğinde kendine o öykünün içinde bir rol biçer. Bu rolü gerçekleştirmek ister. Öyküler cesaret ve ilham verir. Bu nedenle öykülerin değiştirici, dönüştürücü ve iyileştirici bir etkisi vardır. Öyküler insana bu dünyada yalnız olmadığını, zorlukların sadece kendisinin başına gelmediğini anlatır.
Bir şirketin çalışanlarına; hedeflerini ve değerlerini power point sunumlarla anlatması, bir babanın çocuğuna nasihat etmesi gibidir. Nasihat ne kadar etkiliyse vizyon ve misyonu şirket duvarlarına asmak da ancak o kadar etkilidir.
Vizyon, misyon, değerler gibi soyut kavramları çalışanlara benimsetmesinin en etkili yolu, bu fikirleri öykülerle anlatmaktır.
Öykü, soyut fikirleri somutlaştırır, belirsizlikte yön duygusu verir. Dönüşüm öyküleri kıvılcım yakar. Geleceği göstermek için anlatılan vizyon öyküleri yürünecek yolun ufkunu gözler önüne serer. Şirketlerde birlikte üretmenin bir zorunluluk olduğunu anlatan işbirliği öyküleri güven yaratır. Bir ailede, bir toplulukta ya da bir şirkette hangi davranışın kabul gördüğünü anlatmak için dillendirilen değerler öyküleri dinleyenlerin zihninde canlı sahneler kurar. Usta, uzun yıllar boyunca biriktirdiği bilgiyi aktarmak için deneyim öyküleri anlatır. Liderlik, bu öyküleri seçip, doğru zamanda doğru öyküleri anlatma sanatıdır.

Öykü Türleri
Değişim öyküsü: Mevcut durumu reddedip yeni bir yola çağırır; alışkanlığı kırar, başlangıç enerjisi üretir: Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı – “Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak”
Ben kimim öyküsü: Liderin kişiliğini ve değerlerini görünür kılar: Steve Jobs’un üniversiteyi bırakıp garajda yola koyulma hikâyesi; “geçmişe bakarak noktaları birleştirme” anlatısı.
Değerler öyküsü: Soyut bir değeri somutlaştırır. Doğru davranışı görünür kılar: Martin Luther King’in “I have a dream” konuşmasında eşitlik idealini canlı bir sahneye dönüştürmesi.
Vizyon öyküsü: Geleceği gözümüzde canlandırır, yön verir, anlam yükler: John F. Kennedy’nin “önümüzdeki on yıl içinde Ay’a insan göndereceğiz” hedefi.
Bilgi paylaşma, deneyim öyküsü: Sessiz bilgiyi aktarır; “nasıl yapılır” sorusuna cevap verir: Çömlekçi çırağının, ustasının çömlekleri fırına vermeden önce üzerindeki hava kabarcıklarını “püfff” diye üflediğini -çok geç- fark etmesi. Çırak, bu küçük ayrıntıyı görmediği için işinde başarısız olur. Tekrar ziyaret ettiğinde ustayı izleyince işin özünü kavrar. “Püf noktası” deyimi de bu öyküden gelir.
İşbirliği öyküsü: Ekipte güven tesis eder; ortak hedefe odaklanmayı sağlar: Apollo 13’te “ekibi nasıl sağ salim geri getiririz?” acil planında, NASA ekiplerinin, işbirliği ve dayanışma ile tek hedefe kilitlenmesi.
Dedikoduları durduran öykü: Kriz ve belirsizlikte söylentileri durdurur. Netlik ve sükûnet sağlar: 2008 finansal krizinde bazı liderlerin “ne oldu, şimdi ne yapıyoruz, sırada ne var” diye açıkça anlattıkları çerçeve hikâyeleri.
Öykü ve Dönüşüm
Öyküler bize hayatın neden ve nasıl değiştiğini anlatır. Her öyküde beklenmedik bir olay bütün dengeleri alt üst eder. Bizler hayattan umut ettiklerimizle gerçekler arasında sayısız çelişki yaşarız. Ama hayatı değerli kılan sadece yaşadığımız güzellikleri değil aynı zamanda hayatın zorluklarının verdiği enerjiyle kendimizi nasıl dönüştürdüğümüzdür. Nereden gelip nereye gittiğimiz yani hangi yolculuğu yaptığımızdır. Robert McKee’nin anlattığı gibi, kırılma anları kahramanları yeni bir eşiğe getirir ve yeni bir yola sokar; öyküler bu kırılma anlarında kahramanın değişimini ve dönüşümünü anlatır. (Robert McKee Story)
Liderler de her insan gibi bir yolculuk yapar. Eğer beraberinde bu yolculuğa gönülden katılacak insanlar arıyorlarsa, onlara hedeflerini ve değerlerini öykülerle anlatmaları gerekir.
Bu nedenle liderlik dili öykü dilidir.
Not: İlk kez 2009 yılında yayınladığım bu yazıyı, geliştirerek yeniden yazdım.










Temel bey,
Elinize sağlık benim ifade edemediğimi çok net ifade etmişsiniz. Bende öykü ve fıkra anlatarak durumu özetlemeyi seven ve kullanan biriyim. Fakat bunları yapmak için öykülerle beslenmek gerekiyor, önerebileceğiniz bir kitap var mıdır?
sevgiler
Bu Güzel Yazı İçin Teşekkürler Arkadaşım.
Bana eski bir atasözünü hatırlattı: “The man who tells the stories rules the world.”
Temel Bey.. Buradan Seçil hanıma cevap verbilir miyim…
Bizim kültürümüz tasavvuf/sufizm geleneğinden hareketle hikaye anlatma konusunda epey zengin..
Biz, Pusula Danışmanlık olarak verdiğimiz yönetici koçluklarında hikaye anlatma/mataforik anlatımdan çok yararlanıyoruz…
Yazınız keyifle okudum….. her zamanki gibi:)
Çok faydalı bir yazı. Çok teşekkürler.
merhaba temel bey,
trt çocuk için hazırladığımız masal projesinin sunum dosyasına yazmayı düşündüğüm amaç yazısının içine, sizin öykü anlatmak yazınızın ’biz hayatı öykülerden öğreniriz…’ kısmından alıntı yapmak istiyorum. sakıncası var mı?
saygılar, sevgiler,
Elbette alıntı yapabilirsiniz.
Sevgiler.
Temel
Ben bu sene başında ilk kez Alemşah Öztürk’ten dinlemiştim.
Sadece işte değil sosyal yaşamda da hayatın akışını, belki de kişinin vizyonunu değiştirebilecek önemde bir konu olduğu görüşündeyim.
Bu harika yazı için teşekkürler…
Gerçekten çok etkileyici bir yazı, özellikle şu zaman da bir çok insanın defalarca okuması gerekli…
Teşekkürler
Merhaba;
Öykülerdeki etkileşimin, sizin yazınız ile birleştirilmiş etkisinin gerçekliğini görmek beni çok memnun etti.
İnsanların benimsemeleri ve ötesinde birlikte adım atmaları oldukça ilgi çekici.
Benim iki sorum var; bir paylaşım yaptığınızda, karşınızdaki insan da bir anda kendi hikayesini anlatmaya başlıyor, bunun nedeni ne olabilir ? Bu nedeni öğrenerek belki de hikayeyi dinleyen insanı, ondan beklediğimiz harekete doğru yönlendirebiliriz.
İkinci olarak da sizin hikayeniz o insan için çok yüce geliyor ve neden büyük bir çoğunluk kendini ruhsal olarak yukarı çekmek ve bundan cesaret alarak kendisi uygulamya geçmek yerine, hayranlıkla anlatıcıya bağlılık gösteriyor.
Bu iki hususu sormamın endeni şu, çok az sayıda kişi hakikaten büyük liderleri yada ikna edici konuşmaları dinleyerek, tüm yaşamlarında taşları ciddi şekilde yerinden oynatıyorlar. Peki neden büyük çoğunluğa etki edip, bireysel harekete geçirme becerisi bu ikna edici konuşma da olmuyor? Bunun sebebi ne olabilir ?
Siyasi liderler, toplumsal liderler konuşma yapıyorlar, delicesine bir bağlılık oluşuyor. Ama içlerinden çok az kişi çıkıyor ve o konuşmadan etkilenerek, kendisi bireysel olarak harekete geçiyor. Diğerleri ağzı açık hayranlar olarak nereye çeksen geliyor.
Konuya dair açılımınızı yada görüşünüzü paylaşırsanız sevinirim.
Sağlıcakla kalın.
Öncelikle çok geç cevap verdiğim için özür dilerim. Sebeperini tahmin ettiğini ve anlayışla karşılayacağını umuyorum.
Sorduğun iki soru da çok anlamlı ve önemli. Bunlar beni de meşgul eden konular. Blog’da “Akıl ve Duygu” başlığı altında iki yazı var: Birincisi “Dünyada en adaletli dağıtılmış şey akıldır.” İkincisi “Zihniyet değiştirmek atomu parçalamktan zor.”
Bu iki yazıda senin sorduğun sorulara cevap olabilecek açıklamalar var.
Sevgiler.
Temel
Merhaba,
Geçen yıl aldığım bir eğitimle, storytelling’in yöneticiler için ne kadar kritik olduğunu gördüm ve bildiğim kadarıyla yurtdışında bazı aktörler bu konuda yöneticilere koçluk yaparak yöneticilerin bu becerilerini geliştirmelerini sağlıyorlar.
Bu konuda koçluk yapan sizin bildiğiniz bir kurum/şahıs var mı? Bilgi paylaşabilirseniz çok sevinirim.
Bugüne kadar Türkiye’de öykü anlatma konusunda eğitim veren bir kurumun/şahsın varlığından haberim olmadı. Bilgi edinirsem mutlaka paylaşırım.
Temel
Tekrar merhaba; bu yazıyı okuyan arkadaşlarla paylaşmak istedğim birsey var…Öykü cok iyi ve derinlere dokunan bir anlatım biçmi geçmişten günümüze .İçınde bulunduğumuz yanlız ve tekno ınsan döneminde sanki biraz ihmale uğradı ama halihazırda benimde bildiğim en iyi öğrenme ve öğretme tekniği. Muhakkak bilenleriniz vardır Yaratıcı Drama diye dilimize yeni bir kavram girdi Öyküler, hikayeler bu yol ile dramatize edilerek yaşanır kılınabiliyor. Gerek okul oncesi gerek okul dönemi ve yetişkinlikte uygulanabilirliği olan son derece keyifli ve yol aldıran bu etkinlik şirketlerinde coklukla tercih etmeye başladıkları bir eğitim biçmi…igilenen arkadaşlar olabilir diye düşündüm….
temel bey yazılarınızı takip ediyor bilgileniyorum saygılarımla
Temel bey,
Yazılarınızı paylaştığınız için bir kez daha teşekkür ederim.
Haddim olmayarak Onur beyin istediği bilgiye istinaden http://www.gunisigikitapligi.com adresine bakabileceği bilgisini sizlerle paylaşmak isterim.
Saygılarımla,
Erkan DERNEK
şahane bir yazı muhtemelen ilişkilerimi etkileyecek,elinize sağlık ben alıcağımı aldım.
Temel bey elinize sağlık, konuyu çok güzel bir dille aktarmışsınız. boş vakitlerimde uzun süredir gönüllü olarak bir kurumda çocuklarla vakit geçiriyorum, anlatmaya çalıştığınız şeyi nerdeyse her hafta yaşıyorum, öykülerle ikna oluyorum.
öykü diliyle anlatım konusunda kendimizi nasıl geliştirebiliriz ? rica etsem bu konuda bir yazı veya birkaç kaynak önerebilirmisiniz.
sevgiler
Konuyla ilgili yararlanabileceğiniz kitap isimleri ve linklerini aşağıya yazıyorum.
1. Robert Mckee, Story, Plato Film Yayınları
2. Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, Kabalcı Yayınevi
3. Karen Armstrong, Mitlerin Kısa Tarihi. Alfa Yayınları
4. Daniel H. Pink, Aklın Yeni Sınırları, MediaCat Kitapları