Yazılarım (Yedek)
Anasayfa • Yazılarım (Yedek)
Son Yazım
Pazarlama, bir yaratıcılık yarışması değil, bir netlik mücadelesidir. Eğer müşterinizin zihninde bir karmaşa yaratıyorsanız, onların hayatlarına çözülmesi gereken bir "problem" daha eklemiş olursunuz. Oysa markanız, müşterinin hayatındaki karmaşayı çözen, ona yol gösteren ve onu kendi hikayesinin zirvesine taşıyan bir rehber olmalıdır.
Unutmayın; pazarlamada asıl başarı, ne kadar çok şeyi ne kadar güzel söylediğinizle değil, müşterinizin ne kadar az çabayla neyi anladığıyla ölçülür.
Son Yazılarım
Pazarlama
Pazarlama, bir yaratıcılık yarışması değil, bir netlik mücadelesidir. Eğer müşterinizin zihninde bir karmaşa yaratıyorsanız, onların hayatlarına çözülmesi gereken bir "problem" daha eklemiş olursunuz. Oysa markanız, müşterinin hayatındaki karmaşayı çözen, ona yol gösteren ve onu kendi hikayesinin zirvesine taşıyan bir rehber olmalıdır.
Unutmayın; pazarlamada asıl başarı, ne kadar çok şeyi ne kadar güzel söylediğinizle değil, müşterinizin ne kadar az çabayla neyi anladığıyla ölçülür.
Doğru reklam yapan markalar, insanların sorunlarından yola çıkan hikâyeler anlatır. Bu hikâyelerde müşteriyi kahraman, markayı ise kahramanın sorununu çözüp hedefine ulaşmasına yardım eden bir rehber olarak konumlar.
Bu nedenle gürültünün içinde kaybolmaz, seslerini duyurur ve satın alınırlar.
Eğer aklınızı değişimle bozarsanız, yakın geleceğinizi ilgilendiren konularda sağlıklı karar almanız mümkün olmaz. Değişim hakkında duyduğunuz, gördüğünüz, okuduğunuz haberler tek başına gelecek yılın bütçesini belirlemeye yetmez.
Pazarlamacıların değişim fetişizmini bir kenara bırakıp esaslara odaklanmaları gerekir. Eğer değişmeyene odaklanırlarsa belki söyledikleri başkalarına pek ilgi çekici gelmez ama bu yol onları daha başarılı kılar.
Resesyon, pazarlamanın kurallarını değiştirmez. Sadece onları daha görünür hâle getirir.
İnsanların alışkanlıkları büyük ölçüde aynı kalır; markalar yine bilinirlikleri, bulunurlukları ve fiyat–değer dengeleriyle satın alınır.
Bu dönemler şirketlerin tepkisel kararlarını değil, tutarlı kararlarını ödüllendirir. Ekonomi toparlandığında ise şirketin hataları da doğruları da onunla birlikte yaşamaya devam eder.
E-Kitaplar
E-kitapları edinmek için sayfa içerisindeki formu doldurunuz.
Yönetim
Mükemmel bir işyeri yaratmak için dev bütçelere veya sıra dışı uygulamalara gerek yok. İnsanların kendilerini geliştirebildiği, fikirlerini ifade edebildiği, anlam bulduğu ve gurur duyduğu bir ortam kurmak mümkün. Üstelik bu, yalnızca sıra dışı liderin değil, bu zamanın ruhunu anlayan herkesin yapabileceği bir şey.
Yöneticiler “kapım herkese açık” dese de, çoğu çalışan ne zaman konuşulması gerektiğini, ne zaman susulacağını bilir. Çünkü her işyerinde yazılı olmayan kurallar vardır. İnsanların sessiz kaldığı, fikirlerini söylemediği ortamlarda hatalar çoğalır, gerçekler yönetime ulaşmaz. Oysa bugünün dünyasında her şirketin, en değerli kaynağı olan çalışanlarının sesine kulak vermesi gerekir.
İnsanın içindeki iyiye inanmak, onun katkısını alacak bir çalışma ortamı oluşturarak onu sorumluluk almaya ve inisiyatif kullanmaya (elbette hesap vermeye) teşvik etmek mümkündür.
Eğer katılımcı bir şirket ortamı oluşturabilirsek, bundan hem çalışanlar hem de bütün paydaşlar karlı çıkar.
Bir işyerinde memnuniyetsizliklerini gidermek, çalışanları memnun etmeye yetmez. Çünkü, memnuniyetsizliğin tersi memnuniyet değildir.
Çalışanların gönülden katkısını almak için, onların nasıl motive olacaklarını bilmek gerekir.
Diğer
Kimi insanlar mıknatıs gibi bir çekiciliğe sahiptirler. Tavırları, davranışları, konuşmaları; olaylar karşısındaki duruşları ve verdikleri tepkiler -onlar bir çaba göstermeden- insanları etkiler. Bu insanlar ne söyleseler, dikkatleri üzerlerine toplarlar. Herkesin dile getirdiği bir fikri, onlar dile getirdiğinde kelimelerin ağırlığı artar. Bulundukları ortamlarda insanlar onlara öykünür, onlar gibi davranmaya çalışırlar. Bu insanlar hiç zorlanmadan insanları peşlerinden sürüklemeyi başarırlar.
Bilmek değil, yapmaktır hayatı değiştiren.
Ne kadar bilirseniz bilin, eğer bildiklerinizi uygulayamıyorsanız, bildiklerinizin bir önemi yoktur aslında.
Her yeni yılın başı, kendi hayatımızın iplerini elimize almak için bir fırsattır.
Sizin de bu fırsatı değerlendirmenizi dilerim.
Fikirleri, projeleri ne kadar değerli olursa olsun, insan ikna etmeyi başaramazsa sahip olduğu bütün kaynaklar değerini kaybeder.
İnsanları ikna etmek hepimizin ihtiyacı olan bir yetkinlik. Hayatta mutlu olmak için de başarılı olmak için de insanları nasıl ikna edeceğimizi öğrenmek zorundayız.
Hayatta mutlu olmak için de başarılı olmak için de insanın kendi duygu ve düşüncelerini iyi ifade etmesi şart.
Arkadaşlıktan ebeveynliğe, aynı takımda oynamaktan milyon dolarlık şirketleri yönetmeye kadar başarılı bütün ilişkiler, insanın kendisini nasıl ifade ettiğine, nasıl iletişim kurduğuna, insanları ne kadar ikna edebildiğine bağlıdır.